itrablog

Archive for the ‘sayıklamalar’ Category

Yirmi birinci gün

leave a comment »

Şehre girerken güneş okyanusun üzerinde batıyordu ve ben bunun son günbatımım olduğunu bilmiyordum. O an sadece o muhteşem günbatımını izliyordum; köprünün altında göz alıcı bir kızıllık vardı. Güneşin okyanusa değdiği yerden suya geçen kızıllık, nehre tatlı bir pembelik olarak ulaşıyordu. Üzerimde ise gök geceye gidiyordu, karanlığa… İşte tam o an, “güneşin en güzel battığı şehirler” listemde bir değişiklik yaptım; Ege Denizi’ni batısına alan şehirleri üç numaraya, okyanusu batısına alan şehirleri iki numaraya geriletirken, okyanusu batısına alan ve bir nehir tarafından ikiye bölünen şehirleri bir numaraya yerleştirdim. Ama öyle basit değildi bu. Zira akşamın kızıllığının okyanustan nehre akması, boğazımdaki bıçak yarasından kanın süzülmesi gibiydi. Şehri ortasından ikiye bölen nehir, bir bıçak yarası gibiydi akşamın kızıllığında. Şehrin üzerindeki gece, şehrin üzerindeki bulutlar başka nasıl açıklanabilirdi ki? Sıradan bir meteorolojik olay olarak mı?

Yok, hayır, o an bunun son gün batımım olduğunu bilmiyordum. Ölümle ilgili çağrışımların ne kadarını o an düşündüm, hatırlamıyorum. Zaten son zamanlarda ne kadar çok şeyi hatırlamıyorum böyle? Ben ki hatıralarla yaşayan bir adam, ben ki unutmamak için her şeyin fotoğrafını çeken, her şeyi not eden, not etmekten neredeyse yaşamaya fırsat bulamayan, notlarında yaşayan, fotoğraf çekmekten bulunduğu yerin tadını çıkaramayan ben… Hatırlamamak kâbusumdur, her zaman. Ama ne yazık ki tanrı beni zayıf bir hafıza ile cezalandırdı. Ama yok, bunu hatırlıyorum; o günbatımının son günbatımım olduğu aklımın ucundan bile geçmiyordu…

Reklamlar

Written by itrablog

30/08/2012 at 12:00

sayıklamalar kategorisinde yayınlandı

Tagged with