itrablog

Posts Tagged ‘Orhan Veli

Kaç çiçek yılı geçti?

leave a comment »

Murat Özyüksel, Bir Çiçek Yılı Sonra (1994)

kapakTürkiye, 80’lerin melankolikliği cebinde, duvarlara çarpa çarpa 90’ların ortasına doğru gitmektedir. Halk, kendini ezip geçen darbenin yaralarını saramadan gittikçe fakirleşmekte, parası bitmek bilmeyen savaşa ve iktidardakilerin yakınlarına gitmektedir. Halka tarihinin en büyük kemer sıkma politikası dayatılırken devalüasyondan bir gün önce Merkez Bankası’ndan yüklüce döviz alan “eş-dost” bir gecede servetlerine servet katmaktadır. DGM, Aziz Nesin hakkında ‘Sivas olaylarının tahrikçisi’ olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunurken gerçek failler hâlâ hak ettikleri cezalara çarptırılmamaktadır. Refah Partisi fütursuzca palazlanmakta, Tayyip Erdoğan ve Melih Gökçek isimleri belediye başkanı olarak siyaset sahnesine çıkmaktadır.

Tüm bunlar yaşanırken, darbenin henüz dumanı tüterken doğan nesil ergenlik sancıları ile boğuşmakta, halen devam etmekte olan 80’lerin kitsch’liği içinde ruhunu besleyecek edebiyat ve sanat eserlerine önceki kuşaklardan çok uzakta durmaktadır. Ülkede kaliteli müzik yapanlar ortalarda görünmezken, saçma sapan pop şarkıcıları saçma sapan şarkıları ile milyonlu satış rakamlarına ulaşmaktadır.

İşte böyle bir ortamda, değişik kapağı ile bir albüm sessiz sedasız raflarda yerini alır. Pek fark edilmez ve adından pek söz ettirmez, ama ona ulaşanları bambaşka dünyalara; şiirin ve caz motifleri ile tadlandırılmış hafif rock ezgilerinin bahçelerine götürür.

Albüm kapağındaki fotoğraf kadar, kapaktaki isim de sıradışıdır: İstanbul Üniversitesi’nde siyasi tarih doçenti Murat Özyüksel. Özyüksel, albümün kartonetinde albümün öyküsünü kısaca şöyle anlatır:

Murat Özyüksel 2007 yılında Işığın Yansıması ile Barışarock’ta (isiginyansimasi.com)

Bu albümün öyküsü, Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptığım dönemde başladı. Albümdeki şarkıların çoğunu sevgili öğrencilerimle kurduğum grubumuz “Işığın Yansıması” konserlerinde yorumladık. “Bir Çiçek Yılı Sonra” bunların yanısıra yeni çalışmalarımı da içeriyor. Bestelerimin albüme dönüşmesini sevgili arkadaşım Ercüment Vural’a borçluyum. Ercü büyük bir özveriyle tüm parçaları düzenlediği gibi, iki şarkıyı da seslendirdi. Diğer şarkıları Teoman, Aslı, Selen ve Ali başarıyla yorumladı.

Burada adı geçen Teoman, daha sonra çok ünlü olacak Teoman (Yakupoğlu), Selen, şimdinin başarılı caz piyanisti ve bestecisi Selen Gülün, Ali ise daha sonra tekrar bir araya gelecek gruba güçlü vokaliyle ses verecek olan Ali Erenus’tur. Şimdi buraya bir virgül koyalım, biraz geriye gidelim ve Murat Özyüksel’in ağzından, müzik yolculuğunda Bir Çiçek Yılı Sonra’ya gelen süreci dinleyelim:

Bu hain virüs hiç kuşkusuz İstanbul Erkek Lisesi yıllarında bulaştı. Konjonktür rock’un hem dünyada hem de Türkiye’deki altın yıllarına raslıyordu. Düşünebiliyor musunuz, Pink Floyd, Jethro Tull, Genesis, Black Sabbath, Crosby, Stills Nash and Young, Deep Purple, şimdiki Yusuf İslam o günlerde en güzel şarkılarını üretiyorlardı. Türkiye’de de Anadolu rock’un altın yıllarıydı. Üretkenliğe önem verilen bir dönemdi. Liselerarası müzik yarışmalarında bile şimdiki gibi en iyi şov yapan değil en iyi beste, düzenleme ve icra yapan gruplar yarışıyordu. Bizim lisenin de birbiri ardı sıra başarılı sonuçlar aldığı bu dönemde, bu tür bir katkıyı da bizim katıldığımız grup yapmıştı. O dönemde Türkiye ikincisi olan bestemin yeni versiyonunun “Bir Tren Yolculuğu” adıyla, Akkoyun düzenlemesinin ise aynı isimle Rayların İzinde’de yer alması, dönemin üzerimdeki etkisini göstermesi açısından önemli olsa gerek.

Liseden sonra tek profesyonel uğraşım; Cem Karaca ve Selda ile birlikte 50 günlük Bir Türkiye turnesinde yer almam. Ardından yukarıda belirttiğim gibi müziği tümüyle bırakıp bilim adamı olma kararım, ardından müzik kulübü danışmanlığından, danışmanlığını yaptığım sevgili öğrencilerimle birlikte Işığın Yansıması’nın ilk konserlerine uzanan süreç. Ardından İstanbul’a dönüş ve Işığın Yansıması konserlerinde seslendirdiğimiz bazı parçalara yeni bestelerimi ekleyerek Ercüment Vural’ın düzenlemeleriyle Bir Çiçek Yılı Sonra albümü…

Murat Özyüksel stüdyoda (isiginyansimasi.com)

On şarkıdan oluşan albümde tüm besteler Murat Özyüksel’e ait. Sözler ise altı Afşar Timuçin, iki Özcan Yurdalan ve birer Özdemir Asaf ve Orhan Veli şiiri olmak üzere şairlere ait. Albüm Özdemir Asaf’ın Lavinia’sı ile başlıyor. Hem şiir, hem beste, hem de Ercüment Vural’ın vokali tüm yumuşaklığı ile insanın içini acıtıyor. Bu muhteşem ve çok iyi ayarlanmış oran albümün daha ilk saniyelerinde sizi içine çekmesine yetiyor da artıyor bile. Hemen ardından bir Afşar Timuçin şiirinde solist Aslı Omağ alıyor mikrofonu eline: Yağmurlara Söyle. “Dayanamam birden gelirsen / Güneş doğar gibi yavaş yavaş gel” derken nasıl da inandırıcı Aslı Omağ’ın sesi; yüzünü hiç görmeseniz bile ona aşık olabilirsiniz bu şarkıyı dinlerken. Arından, yine bir Afşar Timuçin şiirinde, albüme adını veren şarkıyı Teoman seslendiriyor; “Bir çiçek yılı sonra / Kim bilir hangi rüzgarda / Bin umut yılı sonra / Kim bilir hangi sularda” diye soruyor. Ardından yine Afşar Timuçin, yine Aslı Omağ ve yine insanın içine işleyen bir vokal, bir beste… Bu şarkıdan sonra albümün havası biraz şenleniyor. Reggae ritmleri ile Teoman yine bir Afşar Timuçin şiirini, Yaşamak Alışmaktır’ı seslendiriyor. Belki de Murat Özyüksel bu şarkı ile ülkedeki akademik yaşamın saçmalıklarına bir “nanik” yapmak istiyor, kim bilir? Ama hemen ardından gelen Orhan Veli şiiri Harbe Giden Sarı Saçlı Çocuk’un şakaya gelir yanı yok; harbe giden ne çok sarı saçlı, kumral saşlı, siyah saçlı çocuğun geri dönemediği o yıllarda Teoman’ın sesi bir çığlık oluyor. Ama ne yazıktır ki o çocuklar harbe gitmeye devam ediyor ve daha sonra Işığın Yansıma adı ile çıkacak olan ikinci albümde bu şarkı, bu kez Ali Erenus’un sesiyle daha sert olarak yeniden yorumlanıyor. Albümün acı yüzü aynı zamanda Murat Özyüksel’in dostu olan şair Özcan Yurdalan’ın, 1 Mayıs gösterisinde bir trafik polisi tarafından kurşunlanan 17 yaşında bir genci anlatan Pembe Karanfilli Kız şiiri ile devam ediyor. Bu acı öyküyü takip eden şarkıda, yine bir Özcan Yurdalan şiiri “açlıkları, açıklıkları” geride bırakıp güneşli günlere merhaba demenin bir umudu oluyor. Bu hayale öyle güzel kaptırıyor ki kendini albüm, sonraki şarkıda Selen Gülün’ün “afacan” vokali ile söylenen Afşar Timuçin şiiri bir çocuk gözü ile gözümüzü dünyanın bitmek bilmez pisliklerinden mavi göklere çeviriyor. Son sözü ise yine bir Afşar Timuçin şiiri ile “Kuşlar ve Çocuklar” söylüyor…

Bu albüm hayatımıza girdiğinden bu yana hiç tozlanmadı. Evet, albümün şekli değişti belki; önce kasetti, daha sonar bir dostumuz ödünç alıp getirmeyi unuttu ve tekrar alındı, daha sonra çok seven bir arkadaşa verilip bu sefer CD olarak tekrar alındı, bilgisayarda dinleyebilmek için uygun formata çevrildi… ama hep dinlendi.

Bu albüm çıktığında doğan çocuklar şimdi kaç yaşında? Aradan kaç çiçek yılı geçti?

Reklamlar